Şeytanın Yaratılış ve İnsanlara Musallat Olmasının Hikmeti

  • user warning: Table 'arif_beyan.beyan_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM beyan_captcha_points WHERE form_id = 'comment_form' in /home/beyan/domains/beyan.org/public_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.
  • user warning: Table 'arif_beyan.beyan_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM beyan_captcha_points WHERE form_id = 'user_login_block' in /home/beyan/domains/beyan.org/public_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.

:

Alimler, şeytanın yaratılmasında bir takım hikmetlerin bulunduğunu söylemişlerdir.

1) Allah’ın kudretinin kullar için zıtlar üzerinde de anlaşılması. Allah, eşyayı zıdlarıyla birlikte yaratmıştır ki, biri diğerinden ayırdedilebilsin ve aralarındaki fark insanlar tarafından anlaşılabilsin. Şeytan da yaratıkların en temiz ve en şereflilerinden biri olan, hak ve hayrı tavsiye eden meleklerin varlığına mukabil yaratılmıştır.

Allah Teala yaratıkların en kötüsü olan bu pis varlığı, hayrın sebebi, pak ve temiz olan Cibril ile karşılaştırdı ki; kudreti bilinsin. Gündüze karşı geceyi, hastalığa karşı şifasını yarattığı gibi.

İşte bu da Allah Teala’nın kemalinin ve kudretinin en bariz delilidir.

2) Şeytanın yaratılmasındaki bir başka hikmet de, Allah'ın üstünlük ifade eden, Kahhâr, Müntekîm, Adl, Dâl, Şeddü'l-ikâb, Serîu’l-hisâb, Hâfid, Rafi', Muizz, Müzill gibi isimlerinin tecelli edecekleri bir varlığın gerekli olmasıdır. Zira bu isimler taalluk edecekleri bir varlığı gerektiren kemâl sıfatlarıdır. Şayet ins ve cin melek tabiatında olsaydı, bu isimlerin eseri ve neticesi ortaya çıkamazdı.

3) Eğer şeytan yaratılmamış olsaydı, Allah'ın hıfz, hilm, afv, mağrifet, rahmet, günahları örtme ve bağışlama gibi hususları ihtiva eden kemal sıfatlarının ve isimlerinin tecelli etmesi mümkün olmazdı. Peygamberimiz bunu veciz bir şekilde şöyle dile getirmektedir:

"Eğer sizler günah işlemeseydiniz, Allah muhakkak ki sizleri giderirdi de, fertleri günah isleyip, mağfiret dileyecek ve Allah'ın kendilerine mağfiret edeceği bir kavim getirirdi."[66]

4) Şeytan yaratılmamış olsaydı, Allah'a ibâdet ve itâattan söz etmek mümkün olmazdı. Zira belli fıillerin ibadet, tâat, hayır ve hasen oluşu ancak zıdlarının varlığı ile bilinebilir ki, insanlara şer ve çirkin fiillerde yol gösteren şeytandır.[67]

Cihad ibadeti Allah’a olan ibadetlerin en sevimlilerindendir. Eğer bütün insanlar mü’min olsaydılar, o takdirde bu ibadet ve onunla ilgili olan, Allah’a yaklaşmak ve O’nun için düşman kazanmak, O’nun için sevmek, O’nun için nefret etmek, O’nun düşmanıyla savaşda canı harcamak, emri bilma’ruf, nehyi anilmünker, sabır, tevbe, istiğfar vb. ibadetlerin hiçbir anlamı kalmaz ve bir hikmeti bulunmazdı.

5) Hikmet ve haberle ilgili isimlerinin etkilerinin gözükmesini sağlamak. Zira Allah pek hikmet sahibi ve ziyade haberdar olandır. O her şeyi yerli yerine münasip mekanlara yerleştirir. Hiçbir şeyi ilminin, kemalinin, hikmetinin gerektirdiği yerin dışına koymaz, yerleştirmez.[68]

Şüphe yok ki, süflî duygu ve arzular, insanın fiziksel varlığı için şarttır. Fakat bunlar çığırından çıkıp kontrol edilmez bir hale gelirse, insanın iyi ve yüce  bir  hayata  doğru  yönelmesine  ve  yükselmesine  engel olur.  İslam,  bu duygu ve arzuları görmezlikten gelmez; ama bunlara istikamet ve sınır çizer. İnsanın bu cins duygu ve arzularını kontrol etmesi, yöneleceği yeri helal olanlara göre belirlemesi ve haddi aşmaması gerekir. Eğer bunu yapmakta başarıya ulaşırsa, ne bu fizikî arzular, ne de onu tahrik eden şeytan insana zarar verebilir. Tam aksine, bu beşerî duygu ve arzular, manevî cephesinin emrine girer ve  onun yükselmesine hizmet eder. İnsan için bir sınanma alanı olan bu dünyada insanı iyiliğe sevketmek için melek, vicdan, fıtratın varlığı nasıl lüzumlu ise; fizikî varlığı için de onun süflî arzularını kamçılayan kuvvetler, kontrol altına alınmak şartı ile zararsız; hatta faydalı olabilir.

Aslında şeytan, önce insana itaati kabul etmez. Babamız Adem’e vesvese verdiği gibi, hepimizi yoldan çıkarmaya çalışır. Onun niyeti, insanoğlunu parlak sözlerle ve yalanla süflî arzularını uyandırarak, onu yanlış yola sevketmektir. İnsan, ruhî gelişmesinin ilk aşamasında, şeytanın içinde uyandırdığı süflî ve kötü arzuları susturmak için onunla savaşmak zorundadır. Fakat insan, bu mücadelede azimli olursa, ilahî vahiy sayesinde sonunda şeytanı yenecektir. İnsan, bu safhayı atlatıp galip çıkar, ihlas sahibi samimi mü’min olursa, artık yükselir. Şeytan, vesvese vermeye çalışsa da kâmil imana sahip ihlaslı insanlara güç yetiremez. Artık, şeytanla imtihan edildiği ve onu sürekli yendiği için, şeytan böyle bir insanın –istemese de- takvasını, derecesini artırmış olur. Bu düşman sayesinde insan, meleklerden de üstün seviyeye çıkar. Şeytan ve onun içimizdeki  vesvesesi  olmamış olsaydı, insanın bu yücelmesi de mümkün olmayacaktı.

“Benden size bir hidayet rehberi geldiğinde kim ona uyar, yolundan giderse, onlar için artık korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaktır.” (Bakara: 2/38)

Allah’ın sevgi ve rahmetinden uzak kalan iblis (şeytan) kıyamete kadar düşmanı olduğu Adem’i, yani insanı kandırmaya ve saptırmaya devam edecektir.

İnsana yakışan, düşmanına karşı uyanık olmasıdır. Allah'ım! Senin dostlarını ve bizim gerçek dostlarımızı bize sevdir. Düşmanlarımızın peşinden gitmeyecek kararlılık, ihlâs ve basiret ver! [69]

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi