Hayatından Bir Bölüm

  • user warning: Table 'arif_beyan.beyan_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM beyan_captcha_points WHERE form_id = 'comment_form' in /home/beyan/domains/beyan.org/public_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.
  • user warning: Table 'arif_beyan.beyan_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM beyan_captcha_points WHERE form_id = 'user_login_block' in /home/beyan/domains/beyan.org/public_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.

.

(Birinci Akabe Bey’atı’ndan sonra) Medineliler ayrılıp gittiği zaman Rasulullah (s.a.s.), onlarla birlikte Mus’ab b. Umeyr’i gönderdi. Ona:

“Onlara Kur’ân okumasını, İslâm’ı öğretmesini ve dinde fakîh kılmasını.” emretti.

Mus’ab, Medine’de “Mukrî” (okuyucu) ismiyle isim­lenmişti. Onun konutu, Es’ad b. Zürare’nin evi idi.

O, onlara namaz kıldırıyordu. Çünkü Evs ve Hazrec (kabileleri) birbirine namazda uymaktan hoşlanmıyorlardı.

Es’ad b. Zürare, Mus’ab b. Umeyr ile, Beni Abdi’l-Eşhel ve Beni Zafer evlerini kasdederek yola çıktılar. Sa’d b. Muaz, Es’ad b. Zürare’nin teyzesinin oğlu idi. Onunla bir­likte Beni Zafer’in bahçelerinden bir bahçeye girdi.

Es’ad ile Mus’ab, Bi’r-i Merak denilen su kuyusunun başına geldiler ve o bahçede oturdular. Eslem Kabilesi’nden bir cemaat, onların yanına toplandı. O zaman, Sa’d b. Muaz ve Üseyd b. Hudayr, Beni Abdi’l-Eşhel’den olan ka­vimleri­nin efendisi idiler. Her ikisi de, kavminin dini üzere müş­riktiler. Bu olayı işittikleri zaman Sa’d b. Muaz, Üseyd b. Hudayr’e dedi ki:

- Ben, karışmam! Evlerimize zayıflarımızı bozmak için gelmiş olan o iki kişiye git ve onları menet, bize gelmesin­ler! Çünkü bildiğin gibi, şayet Es’ad b. Zürare akrabam ol­masaydı senin yerine onu, ben kovardım. O, teyzemin oğ­ludur. Ona karşı gelmeye kendimde cesaret bulamıyorum.

Bunun üzerine Üseyd b. Hudayr, mızrağını aldı, sonra onlara gitti.

Es’ad b. Zürare, onu görünce Mus’ab b. Umeyr’e şöyle dedi:

- İşte bu, kavminin efendisidir. Sana gelmiştir. Onun hakkında doğruyu yerine getir.

Mus’ab dedi ki:

- Eğer oturursa, onunla konuşurum!

Üseyd, söverek önlerinde durdu ve şöyle dedi:

- Sizi, bize getiren nedir? Zayıflarımızı bozuyorsunuz. Eğer sağ kalmaya ihtiyacınız var ise, bizden ayrılıp gidiniz.

Bu sırada Mus’ab, ona:

- Oturup da dinlemez misin? Eğer razı olursan kabul edersin, hoşuna gitmezse bırakırsın, dedi.

Üseyd:

- Haklısın, dedi.

Sonra mızrağını yere saplayıp onların yanlarına oturdu. Böylece Mus’ab, ona İslâm’ı anlattı ve ona Kur’ân okudu.

Onlardan rivayet edildiğine göre, onlar dediler ki:

- Vallahi, o, konuşmadan önce yüzünden müslüman ol­duğunu anladık. Yüzünün aydınlığından ve yumuşama­sından ötürü. Sonra:

- Bu söz, ne güzel bir sözmüş. Bu dine girmek istediği­niz zaman nasıl yaparsınız? dedi.

Onlar da, ona şöyle dediler:

- Gusledersin, pâklanırsın ve elbiseni de pâklarsın, sonra hak şehadetiyle şehadet getirirsin, sonra namaz kılar­sın.

Bunun üzerine o da kalktı, gusl abdestini aldı, elbisele­rini temizledi. Hak şehadetini getirdi, iki rekat namaz kıldı, sonra onlara şöyle dedi:

- Arkamda bir adam vardır ki, eğer  o, size tabi olursa, onun kavminden hiçbir kimse ondan ayrılmaz. Onu, şimdi size göndereceğim. O, Sa’d b. Muaz’dır.

Sonra mızrağını aldı, Sa’d ve kavminin yanına gitti. Onlar, meclislerinde oturmakta idiler.

Sa’d b. Muaz, dönüşünde ona baktığı zaman şöyle dedi:

- Allah’a yemin ederim ki Üseyd, sizin yanınızdan git­tiği yüzden başka bir yüzle size gelmiştir.

O, mecliste dururken Sa’d, ona:

- Ne yaptın? dedi. (Üseyd) dedi ki:

- O iki adamla konuştum. Vallahi, onlarda bir sakınca görmedim. Ben, onları kovdum. Onlar, “İstediğinizi yaparız” dediler.

Bana haber verildiğine göre Beni Harise, sana hakaret için Es’ad b. Zürare’yi öldürmeye çıkmışlar.

Ya Sa’d, onun, teyzenoğlu olduğunu biliyorlar. Neti­cede sana verdikleri sözü bozup ihanet edecekler.

Bunun üzerine Sa’d, gazablanarak, sür’atle kalktı. O, Beni Harise’nin haberinden korktu ve sinirli olarak eline süngüyü aldı. Üseyd’e:

- Vallahi, senin bir şey becereceğini zannetmiyorum, dedi.

Sonra Mus’ab ve Es’ad’a gitmek üzere yola çıktı. Sa’d, onları emniyetli bir vaziyette görünce, Üseyd’in onun din­lemesini (yani, onu müslüman ettirmek istediğini) anladı. Söverek, önlerinde durdu.

Sonra Es’ad b. Zürare’ye dedi ki:

- Ya Ebu Umâme, vallahi, şayet aramızda akrabalık ol­masaydı bunu, benden kurtaramazdın. İstemediğimiz şeyleri evlerimize mi sokacaksınız?

Sa’d gelmeden, Es’ad b. Zürare, Mus’ab b. Umeyr'e şöyle demişti:

- Mus'ab, vallahi sana, kavminin efendisi geldi. Eğer o, sana tabi olursa, hiç kimse sana tabi olmaktan geri kalmaz.

Sa'd gelince Mus'ab, o'na şöyle dedi:

- Oturup da dinler misin? Dinleyip de hoşuna giderse kabul edersin, yoksa hoşuna gitmezse, söylemekten vazgeçersin. Sa’d:

- Haklısın, dedi.

Sonra süngüsünü yere sapladı ve oturdu. Mus’ab, ona İslâm’ı anlattı. Ona Kur’ân okudu. Dediler ki:

- Vallahi, konuşmadan önce yüzünden müslüman oldu­ğunu anladık. Çünkü yüzü nurlanmış ve yumuşamıştı.

Sonra Sa’d dedi ki:

- Müslüman olup bu dine girdiğiniz zaman nasıl yapar­sınız? Onlar dediler ki:

- Gusul abdesti alırsın, temizlenirsin ve elbiseni de te­mizlersin. Hak şehadetini getirirsin, sonra iki rekat namaz kılarsın.

O da kalktı, gusul abdesti aldı ve elbiselerini temizledi. Hak şehadetini getirdi, iki rekat namaz kıldı. Sonra süngü­sünü aldı ve kavminin meclislerine gitmeyi kasdederek dö­nüp gitti. Onunla birlikte Üseyd b. Hudayr da gitti.

Kavmi, onu dönerken gördüğünde şöyle dediler:

- Allah’a yemin ederiz ki, Sa’d, yanımızdan gittiği yüz­den başka bir yüzle size dönmüştür.

Yanlarına geldiğinde şöyle dedi:

- Ya Beni Abdi’l-Eşhel, beni, içinizde nasıl bilirsiniz?

Dediler ki:

- Sen, bizim efendimizin, bizim en lütufkârımızsın ve reyce bizim en üstünümüzsün. Temsilcilik yönünden en uğurlumuzsun. Dedi ki:

- Allah’a ve O’nun Rasulüne sizler iman etmeden, kü­çük-büyük hiçbirinizle konuşmayacağım!

Mus’ab ve Es’ad dediler ki:

- Vallahi, Beni Abdi’l-Eşhel evlerinde müslüman olma­yan hiçbir erkek ve kadın kalmadı.

Es’ad ve Mus’ab, Es’ad b. Zürare’nin evine döndüler. Mus’ab, orada milleti İslâm’a davet ederek kaldı ve Ensar’ın evlerinden hiçbir ev kalmadı ki, içindeki erkek ve kadınlar müslüman olmasın!..[504]

Dâvâmızın başı ve sonu, Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd etmektir.[505]

[1] Muhammed b. Abdulvehhab, Tevhid, Tevhid Yayınları: 80.

[2] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1935, 1/95.

[3] Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/53.

[4] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 282.

[5] 2/23, 17/1, 18/1, 57/9.

[6] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[7] 2/256.

[8] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[9] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 282.

[10] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 282-283.

[11] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 283.

[12] Zariyat: 51/56.

[13] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 283-284.

[14] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[15] Muhammed b. Abdulvehhab, Tevhid, Tevhid Yayınları: 80.

[16] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 60.

[17] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 60-61.

[18] Muhammed b. Abdulvehhab, Tevhid, Tevhid Yayınları: 81.

[19] Buhâri, Cenâiz: 3; Fedâilü Ashabı'n-Nebi: 5; Megâzî: 83; İbn Mâce, Cenâiz: 65; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 5/220.

[20] Buhârî, Bed'ül Vahy: 1; ltk: 6; Menâkıbu'l-Ensâr: 45; Talâk: 11; Hıyel: 1; Müslim, İmâre: 155; Ebû Dâvud, Talâk: 11; Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/53-54.

[21] el-Alûsî, Rûhi'l-Meânî, Beyrut, t.y, 1/86.

[22] Müslim, İmân: 5, 6; İbn Mâce, Mukaddime: 9.

[23] Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/54-55.

[24] Buhari-Libas: 46; Müslim-Libas: 56; Tirmizi-Libas: 6; İbn Mace-Libas: 39-41.

[25] Buhari-Cihad: 46; Müslim-İman: 49.

[26] Tirmizi, İbn Mace; Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 15.

[27] Tirmizi’nin bu lafızla rivayet ettiği sened zayıftır. Alimler hakkında konuşmuşlardır. Ancak hadisin sahih bir senedle rivayet edilen lafzı şu şekildedir: “Dua ibadetin ta kendisidir.” Bunu Buhari, Edebü’l-Müfred: 7714; Ebu Davud: 1479; Tirmizi: 3432; İbn Mace: 3828; Ahmed, Müsned: 4/267; Hakim, Müstedrek: 1/419’da rivayet etmişlerdir. (Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 61)

[28] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 62-63.

[29] Müslim.

[30] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 18.

[31] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 70-71.

[32] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 19.

[33] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 74-75.

[34] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 18.

[35] Buhari, Müslim.

[36] Müslim.

[37] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 71-73.

[38] Müslim.

[39] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 19-20.

[40] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 76.

[41] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 20.

[42] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 77-78.

[43] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 15.

[44] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 63-64.

[45] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 16.

[46] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 64-65.

[47] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 16.

[48] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 65-67.

[49] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 17.

[50] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 69-70.

[51] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 68-69.

[52] Ziyaeddin el-Kudsi, İşte Tevhid, Hak Yayınları: 17.

[53] Muhammed b. Salih el-Useymin, Üç Esas, Guraba Yayınları: 67-68.

[54] Muhammed b. Abdulvehhab, Tevhid, Tevhid Yayınları: 83.

[55] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[56] Yakup Çiçek, Fahrettin Yıldız-Dingünü İbâdet: 126.

[57] Buhâri.

[58] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[59] Enbiyâ: 21/20; Tahrîm: 66/6.

[60] Buhârî-Salât: 56; Müslim-K. Mesâcid: 4.

[61](57/25.

[62] 9/60, 103; 70/24-25.

[63] Müslim.

[64] Mehmet Kubat-Kur'an'da Tevhid: 132, 164; Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[65] 51/56.

[66] 2/83; 3/64; 5/72...

[67] 13/36; 21/73; 39/11, 14.

[68] 2/21.

[69] 22/77.

[70] 98/5.

[71] 4/36.

[72] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[73] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[74] 5/5.

[75] Buhârî-Bed'ül-Vahy: 1, Itak: 6, Talak: 11, İman: 23; Müslim-İmâre: 155.

[76] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[77] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[78] 6/56; 10/104.

[79] 5/76; 10/18.

[80] 19/42.

[81] 29/17.

[82] 14/35; 26/70, 71.

[83] 43/45.

[84] 21/53.

[85] 5/60; 39/17.

[86] 36/60; 19/44.

[87] 11/62, 87, 109; 14/10.

[88] 10/28.

[89] 34/41.

[90] 23/47.

[91] 34/40; 43/19-20.

[92] 39/3.

[93] 12/40.

[94] 37/161.

[95] 37/95.

[96] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[97] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[98] 6/56; 10/18.

[99] 6/56.

[100] 10/18.

[101] 16/73.

[102] 37/95.

[103] 19/42.

[104] 46/4.

[105] 53/23; 12/40.

[106] 37/86.

[107] 21/52.

[108] 14/35.

[109] 14/35.

[110] 11/109.

[111] 21/98.

[112] 37/22-34.

[113] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[114] Ayrıca, tâğutu reddetmek konusunda bkz. 2/256, 257; 4/51, 60, 76; 16/36. 

[115] Muhammed Kutub-Lâ İlâhe İllâllah: 109.

[116] Mevdudi-Kur'an'a Göre Dört Terim: 66, 84. 

[117] Mehmet Kubat-Kur'an'da Tevhid: 138

[118] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[119] 4/59.

[120] Elmalılı: 4/2511. Bu konuyla ilgili olarak Adiy b. Hâtem'le ilgili hadis için bkz. Tirmizî-Tefsir: 9.

[121] Elmalılı: 4/2512. 

[122] Buhâri-Ahkâm: 4; Müslim-İmâre: 39, 46.

[123] Elmalılı: 4/ 2513-2514.

[124] Mehmet Kubat-Kur'an'da Tevhid: 132.

[125] En'âm: 6/112.

[126] Bakara: 2/268; Nûr: 24/21.

[127] A'râf: 7/20; Tâhâ: 20/120.

[128] Mâide: 5/91.

[129] En'âm: 6/43; Enfâl: 8/48.

[130] Nisâ: 4/120; İsrâ: 17/64.

[131] En'âm: 6/68.

[132] Nisâ: 4/76.

[133] Nisâ: 4/60.

[134] Neml: 27/24; Ankebût: 29/38.

[135] 5/91.

[136] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[137] 51/56; 55/15.

[138] İsmail Karagöz-Kur'an'da İbâdet Kavramı: 78.

[139] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[140] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 284.

[141] Ahmed Muhammed Davud, Akidetu’t-Tevhid, Ravza Yayınları: 69.

[142] Alusi, Ruhû'l-Meânî, Beyrut (t.y.), 1/229.

[143] bk. Kamil Miras, Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi: 9/55.

[144] İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'âni'l-Azim, Mısır, (ty.) 1/73; M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul 1948, 1/320; Ahmet Güç, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/58.

[145] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[146] Kehf: 18/50; Hıcr: 15/27; Rahman: 55/15.

[147] Müslim, Zühd: 10, Hadis no: 2294, 4/2294; Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 284.

[148] Bkz. A'râf: 7/20.

[149] Bakara: 2/268.

[150] Bakara: 2/268; Nur: 24/21.

[151] Bakara: 2/275; Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[152] er-Rum: 30/12, el-En'âm: 6/44; el-Mü'minun: 23/77; el-Zuhruf: 43/75 bk. Râgıb el-İsfahani, el-Müfredat fi Garibi'l-Kur'an, Beyrut (ty.) s. 60; İbn Manzur, Lisanü'l-Arab, Beyrut (ty.), VI, 29.

[153] Müslim, Münafıkun: 11; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 6/115.

[154] Ahmet Güç, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/58-59.

[155] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[156] A’raf: 7/11-21. el-Hicr: 15/28-43, v.d.

[157] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 284-285.

[158] Sâd: 38/71-85.

[159] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[160] Zümer: 39/68; Mutaffifîn: 83/6.

[161] Neml: 27/87.

[162] Elmalılı, c. 3, s. 2138; Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[163] A'râf: 7/17.

[164] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[165] Bekara: 2/37.

[166] Isra: 17/62, 65; Hıcr: 15/42.

[167] Araf: 7/27.

[168] A’raf: 7/17.

[169] Isra: 17/64. Müslim, Münafikûn: 66, 68, Hadis no: 2813, 4/2167.

[170] Bekara: 2/268.

[171] Bekara: 2288.

[172] Nisa: 4/76.

[173] Isra: 17/65.

[174] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 285-287.

[175] Nâs: 114/4-6.

[176] Mücadele: 58/19.

[177] Bakara: 2/268.

[178] İsrâ: 17/53.

[179] Neml: 27/24; Nahl: 16/63.

[180] En'âm: 6/112-113.

[181] Mâide: 5/90-91.

[182] A. Osman Ateş, Şeytan, s. 214.

[183] Zübeyir Yetik, Şeytan, s. 97-107.

[184] H. K. Ece, Hz. Adem, s. 139-141; Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[185] Ömer Nasûhi Bilmen, Hukuk-i lslâmiyye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu, İst. 1976, c.I, sh. 163, Madde: 439. Ayrıca, Muhammed Ma'ruf Devalabi, el-Medhel ilâ İlmu'l Usul-i Fıkıh, Dimeşk: 1965 (5.bsm.) sh. 49.

[186] Molla Hüsrev, Mir'at el-Usûl fi Şerhi Mirkat elVûsûl, İst.1307, c.II, sh. 50.

[187] Mecmuat'u't-Tefasir, İst. 1979, Çağrı Yayını. c. II, sh.166.

[188] Kurtubî, el-Camiü li Ahkâmû'l Kur'ân, Kahire:1967, (3. bsm.) c. V, sh. 386.

[189] Ebû Bekir el-Cessas, Ahkâmû'l Kur'ân, Beyrut: 1335, c. I, sh. 88.

[190] İmam-ı Zemahşerî, el-Keşşaf, Kahire 1351, c. 1, sh. 563 vd.

[191] İmam-ı Serahsî, Temhidû'I Füsûl fi İlmû'I Usûl, Beyrut:1393, c. I, sh. 311.

[192] Molla Hüsrev, a.g.e., c. II, sh. 54-55.

[193] İmam-ı Serahsi, a.g.e., c. I, sh. 303.

[194] Sünen-i İbn-i Mace, İst.1401, Çağrı Yayınıları, c. II, sh.1303, Had. No: 3950.

[195] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler ve Kavramlar, İnkılap Yayınları: 195-197.

[196] Ebu Davud, Akdiye, Hadis no: 3592, 3/303. Tirmizí, Ahkâm: 3, Hadis no: 1327, 3/616. Camiu Beyani’l ‘Ilm, 2/56; Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 287-288.

[197] Zebîdi, Tâcu'l-Arûs, Mısır 1307, II, 329.

[198] İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, Haydarâbâd, 1966, I, 156.

[199] Buhârî, el-İ'tisâm, 21; Müslim, Akdiye, 15; Ahmed b. Hanbel, III, 187.

[200] Tirmizî, III, s. 616: Ahmed b. Hanbel, V, 230; Şafii, el-Ümm, VII, 273.

[201] Şafii, er-Risâle, thk. Ahmed M. Şakir, Mısır 1940, s. 477.

[202] Gazzalî, el-Mustasfâ, Mısır 1324, II, 229.

[203] Şâfiî, el-Ümm, Mısır 1329, VII, 85; Şevkânî, İrşâdü'l Fuhûl, Mısır 1937, s. 197.

[204] Muhammed Ebû Zehra, Usulü'l-Fıkh, Kahire, t.y., s. 379.

[205] Abdülvahhâb Hallâf, Masâdiru't-Teşriî'l-İslâmî, s.10.

[206] Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/86.

[207] Mahmud b. Ömer ez-Zemahşerî, Essasü'l Belâğa, Beyrut:1965, D.Sadr Matb. sh.156.

[208] Kemaluddin İbn-i Hümam, et-Tahrir, Bulak: 1316, c.III, sh. 291, İbn-i Abidin, (Türkçe nüsha, İst.1982, c.I, sh. 84) "İhtilâftan murad, müctehidlerin arasında fer'i meselelerde cerayan eden ihtilâftır" hükmünü zikreder. Ayrıca İmam-ı Gazzalî, el-Mustasfa min İlmi'l Usûl, Beyrut:1937 c.II, sh. 350

[209] es-Seyyid Muhammed Musa; el-İctihad, Kahire 1973, sh. 98.

[210] Ebû Bekir el-Cessas, el-Alıkâmul Kur'ân, Beyrut: 1335, c. II, sh. 215, vd.

[211] Sünen-i Ebû Davud, İst. 1401, Çağrı Yay. c. IV, sh. 58, Hadis No: 3641.

[212] İbn-i Kesir, Tef'sirû'l Kur'ân'il Azinı, Beyrut: 1969, Daru'1 Marife Yay. c. I, sh. 518.

[213] İbn-i Abidin, a.g.e., c.I, sh. 29. (Türkçe Nüsha, İst. 1982, Şamil yayını, c.I, sh. 40)

[214] Kadı Beyzavi, Envarû't-Tenzîl Esrarû't-Tev'il, İst. Mtb. Âmire Tb., c. I, sh. 459.

[215] Ebu Bekir el-Cessas, a.g.e., c. II, sh. 212 vd.

[216] İmam-ı Gazzalî, el-Mustasfa min İlmû'l Usul, Beyrut:1937, c. II, sh. 351-352.

[217] İbn-i Hümam a.g.e., c. III, sh. 292-304, Ebû İshak İbrahim b. Musa el-Lahmi el-Gınadı eş-Şatıbi, el-Muvafakat, Mısır ty., c. IV, sh.107.

[218] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler ve Kavramlar, İnkılap Yayınları: 197-199.

[219] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 288.

[220] Buharí, I’tisam/21, 9/133. Müslim, Akdiye/15, Hadis no: 1716, 3/1342. Ebu Davud, Akdiye/2, Hadis no: 3574, 3/299. Tirmizí, Ahkâm/2, Hadis no: 1326, 3/615. Nesâí, Kadâ/3, 8/197.         

[221] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 289-290.

[222] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 290-291.

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi